Anilarimizin bir güncesini tutmamiz gerekir; gönül güncesi, can gölgesinde hiclik defterine yazilir. Cabamiz, hiclik defterine yazilanlari okuma ugrasi olarak algilanmalidir. Varliga gelen her sey, yani hayvan, agac, tas-toprak, su-rüzgar, dogal olarak insan da kendi öyküsünü anlatmanin-yazmanin hayalini kurar; bunu bir ölcüde basarir da. Demek ki her sey bir öykü kitabidir; bir ani defteri ya da güncedir. Insan söz konusu oldugunda o bir gönül defteridir ya da gönül güncesidir. Insan okunacak en büyük kitaptir, derken gönül defterinde yazilanlar anlatilmak istenir. Bedene davranmak, bedene girmek anlamini tasir; bunu da hiclik diye tanimladigimiz icimizi nesnellestirmeden yapamayiz. Nesnellestirme isini gerceklestirdigimizde bedenimize girebilecek en uygun noktayi saptamis oluruz O noktadan kendimize dokundugumuzda bedenimiz kapisini bize acar; gireriz kendimiz kendi icimize ve bir güzel sevisiriz kendimizle; insana özgü sesler cikmaya baslar; bu sesler, bizim sevisme seslerimizdir. Sesleri cözdügümüzde bunun bilme kültürünün degil, degistirme kültürünün bir parcasi oldugunu hemen anlariz.
Hinweis: Dieser Artikel kann nur an eine deutsche Lieferadresse ausgeliefert werden.
Hinweis: Dieser Artikel kann nur an eine deutsche Lieferadresse ausgeliefert werden.